• Zal Şengal Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
  • Girê Sor Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz
  • Avaşîn Direnişinin Öncü Militanlarından Baz Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
 
 

Malpera Fermî ya Şehîdan

PKK İnternet Sitesi

PAJK İnternet Sitesi

Gerilla TV

YJASTAR Sitesi

 

milliyetcilik3Bir önceki yazımızda bir soru sormuştuk. Bu soruyu yeniden sorarak yazımıza başlamak istiyorduk.

Şimdi yeniden soralım; ayrımcılığı, milliyetçiliği, ırkçılığı, dinciliği, mezhepçiliği, bölgeciliği, parçacılığı yapan kimlerdir?

Söyleyeceklerimizi, yazacaklarımızı yazarak başlayalım: Bizler kesinlikle değil.

Bugüne kadar özgürlük hareketi kesinlikle milliyetçiliğe bir milim bile pirim vermemiştir. Bırakalım bir pirim vermeyi milliyetçilik kulvarına hafiften kayanlar he zaman eleştirilmiş hatta çizgi dışı, kapitalist modernist kültürün yaratımları olarak ele alınmış ve dediğimiz gibi eleştiriye tabii tutulmuşlardır. Yer yer bu eleştiri dozajı öyle artmıştır ki bu tip bireyler düşünsel olarak PKK çizgisinde uzaklaştıkları için rapor yazmak durumunda kalmışlardır. Özcesi PKK asla ama asla milliyetçiliğe geçit vermediği gibi milliyetçiliğin karşısında tam yerini almıştır. Öyle kiminin bugünlerde iyi milliyetçilik, tüm Türkiye toplumlarını içine alan bir milliyetçilik sadece ve sadece safsatadır. Laf salatasıdır. Milliyetçilik varsa orada tek renk vardır. Milliyetçilik varsa orada tek millet vardır. Milliyetçilik varsa orada başkalarını eritme, ötekileştirme, dıştalama vardır.

Irkçılığa ise her zaman en sert bir şekilde karşı çıkarak, özgürlük saflarında temel bir yaklaşım olarak bireyin devrime katıklarıyla ile ele alınmışlardır. Öyle “işte ben kürdüm o zaman ben en iyisiyim” yaklaşımları bırakalım kabul görmeyi, faşistlikle ele alınmışlardır. Ve böylelerine çoğu zaman özgürlük safları kapatılmıştır. Halklara dil uzatan her türlü söz ve söylem neredeyse en büyük günah olarak ele alınmıştır. Sonuçta ırkçılık bir çizgidir. Ve bu çizginin yeterince temsilcileri vardır. Bu tip kişilere o yol eğer tüm dönüştürme çabalarına rağmen değişmemişlerse gösterilmiştir.

Din meselesi belki de egemenlerce en çok karşımıza çıkartılıp kullanılan bir durum olmuştur. Özgürlük savaşçıları asla ama asla dinler arasında fark gözetmemişlerdir. Tüm dinlere-ahlaki politik-sahaların en önemli manevi ayakları oldukları için her zaman saygı gösterilmiştir. Dediğimiz gibi tüm dinlere ve onların üyelerine saygı gösterilmiştir. Dincilik yapılmamıştır. Ancak belirttiğimiz gibi biz faşist, milliyetçi yapılar tarafından neredeyse sürekli taciz edilmişizdir. Gâh Ermenilikle –ki burada kasıt Hıristiyanlıktı-gâh Zerdüştlükle gâh ise başka millet ve inançlarla suçlanmışızdır. Biz boşuna “Hepimiz Ermeniz” sloganını Hrant katledilirken aynı biçimde paylaşmamıştık.

Hele bir de mezhepçilik meselesi vardır. Bizler nasıl ki tüm dinlere saygılı ve hoşgörülü yaklaşıyor ise aynı biçimde mezheplere de yaklaşıyoruz. Belki bazı mezheplerin bastırılışından dolayı doğalında onlara daha fazla pozitif ayrımcılık temelinde yaklaşımımız olmuştur. Ancak bu o mezheplerde gelen bireyleri öne verme biçiminde olmamıştır. Hiçbir kimse şu ya da bu mezhepten gelmiştir diye bir ayrımcılığa tabi tutulmamıştır. Yukarıda da izah ettiğimiz gibi bizde önemli olan bireyin kattıklarıdır. Birey neyi ortaya çıkarmıştır, hangi emekleri sarf ederek ürünler ortaya çıkarmıştır asıl önemli olan burasıdır. Yani bizde önemli olan geldiği ya da temsil ettiği aidiyet değil, bireyin PKK özgürlük çizgisinde halklara kendi emekleriyle kattıklarıdır, kıstas olan. Bizde başka her hangi bir kıstas, ölçü yoktur.

Parçacılık, bölgecilik ise her zaman karşı durduğumuz temel yaklaşımlar olmuştur. Küçük olsun ama benim olsun felsefesini hep ret etmişizdir. Bizim felsefemiz büyük olsun ama hepimizin olsundur. Bunun için her türlü bölgeciliği ve yerelliği ret ettik. Yerel kültürlerin öne çıkması, bölgesel kültürlerin yeşermesi için inadına kavga ettik ancak bir yerelin ya da bir bölgenin başka bir yerelden ya da bölgeden daha önemli olduğuna, daha iyi olduğuna karşı her zaman durduk. Ve biz çoğu zaman böyle dar milliyetçi yaklaşımlara ilkel milliyetçilik diyerek sosyolojiye tanımsal olarak bir katkıda bulunduk.

Çünkü bize göre milliyetçiliğin küçüğü büyüğü yoktur.

Çünkü bize göre dinciliğin, mezhepçiliğin küçüğü ve büyüğü yoktur.

Çünkü bize göre gerçekten tüm bu dincilik kokan, milliyetçilik kokan gerçeklerin altında yatan kapitalist modernist kültürdür. Bu kültür ise inşa edilmiş bir kültürdür. Yani sonrada yaratılan değerlerdir. İnsanın tabiatında bunlar yoktur. Olmamıştır da. Bunun için bizler özgürlük kavgasına atıldığımızın ilk gününde bugüne kadar bu inşa edilmişliklere karşı durduk. Savaş açtık. Ve savaş açmaya da devam edeceğiz.

Dini kutsal kitapların insanı-hikayesini paylaşırız ya da paylaşmayız ayrı-bir kavim olarak göstermesi anlamlıdır. Yine kutsal kitapların süreçle farklılaşan kavimlerin her birine ayrı bir dil bahşettiğini de anlamlıdır. Hele hele en sonunda mahşer gününde herkesin çırılçıplak yani neysen o misali tanrının huzuruna çıkakları da anlamlıdır.

Lafı çok uzatmadan, milliyetçilik insanlığa ters bir düşünce ve yaşam biçimidir. Milliyetçiliğin tüm versiyonları böyledir. Önemli olan insanın ortaya koydukları değerlerdir ve asıl önemli olan ise bu ortaya konulan değerlerdir. Bu değerleri ortaya koyarken sergilenen emektir. Sergilenen pratiklerdir.

Şimdi sorumuzu yeniden soracak olursak, tüm bu insanlık karşıtı düşünceleri ve ideolojilere birer amentü gibi belleyip bağlı yaşayan kimlerdir?

Bizler olmadığımız kesin iken iki de bir bizi etnik milliyetçilik yapmakla suçlamak sadece ve sadece bir hastalıktır. Hem de ruh hastalığı.

Bitti.

Kasım Engin