• Zal Şengal Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
  • Girê Sor Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz
  • Avaşîn Direnişinin Öncü Militanlarından Baz Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
 
 

Malpera Fermî ya Şehîdan

PKK İnternet Sitesi

PAJK İnternet Sitesi

Gerilla TV

YJASTAR Sitesi

 

milliyetcilikUzun yıllardır özgürlük hareketini milliyetçi olmakla, etnik milliyetçi olmakla suçlayanlar var. Ancak özelde son zamanlarda özgürlük hareketine karşı bu konuda dozajı fazla yüksek bir saldırı kampanyası başını alıp gidiyor. Tartışmanın ya da sözde tartışmanın içeriği özgürlük hareketinin ne kadar “milliyetçi ve ırkçı” olduğuna dönük olan içi boş söylemlerdir.

Özgürlük hareketi Kürdistan’a sosyalizm bayrağıyla girmiştir. Ve özgürlük hareketi “sosyalizmden kuşku duymak insanlıktan kuşku duymaktır” diyerek milliyetçilik gibi eğilimlerin ve benzeri yaklaşımların her zaman panzehiri olarak ortaya çıkmıştır. Bunun içindir ki bugünün kimi sözde demokratı özgürlük hareketini zamanında Kürt olmamakla, Kürt davasına ters düşmekle, yeterince Kürtçülük yapmamakla itham ediyorlardı. Bir kedisi olmayan zattan tutunda, piyasalarda ve ekranlarda eksik olmayan kimi keklik takımlarına kadar bu böyleydi.

Yaşamın kendisi çıplak olmayı sever. Öyle ki devran döner, ortaya kimin ne olduğunu herkese gösterir. Neysen osun misali, neysen açığa çıkartır tarihi akış kimliğini ve benliğini.

Evet, dün özgürlük hareketini yeterince Kürt olmamakla eleştirenler bugün özgürlük hareketini milliyetçilikle eleştiriyorlar. Hatta etnik milliyetçilik yapmakla eleştiriyorlar. Halbuki özgürlük hareketinin tek bir ferdi bir gün bile olsa asla “milliyetçiyim” söylemeni ağzına almamıştır. Alamaz, almazda. Çünkü özgürlük hareketinin oluşumunda bugününe hiçbir gün milliyetçilik kabul görmemiştir. Kimi zaman milliyetçiliğin bir kopyası olan yerelciliği, ya da aşiretçi tarzı yaklaşımları özgürlük hareketi ilkel milliyetçi diyerek ciddi eleştiriye tabii tutarak mahkum etmiştir. Bu ilkel milliyetçilerin içerisinde bugünlerde özgürlük hareketine saldıran büyük bir çevrenin olduğunu hemen peşinen söyleyelim. İstenirse ileri bölümlerde bunların isimlerini de verelim.

Evet, bu benzer durumlardan dolayı milliyetçiliği genişçe açma gereği duyuyoruz. Bir dizi halinde bu yazıyı kaleme alıyoruz.

Dünyanın daha doğrusu insanlığın başına dört tane temel yaklaşım biçimi vardır. Bunlar: dincilik, milliyetçilik, bilimcilik ve cinsiyetçiliktir.

Burada kast edilen din, ya da millet olguları ya da bilim ve cinsiyet olguları değildir. Söz konusu olan dini tabulaştıran, dogma haline getirerek insanın ve tabiatın akan yaşamını donduran ve özü itibariyle dini devasa manevi değerlerinden kopartarak salt çıkarcı bir siyaset haline getiren yaklaşımdır. “Din adına mezhep çatışmaları yaşanıyor. İşte Şia ve Sünnilerin her gün Irak’ta ve diğer yerlerde birbirlerini vahşice boğazlıyorlar. Dincilikle ilgili olarak, bizim dindarlarla bir sorunumuz yok. Din olgusunun tarihi gelişimini biliyoruz. Ama din üzerine siyaset yapanlara karşı uyanık olunması gerekiyor.”

Yine milliyetçilik derken bu durumu adeta ulus devletçiliğin yani kapitalist modernist kültürün halklara giydirilen deli gömleği misali, halkları birbirine kırdıran milliyetçilikten söz ediyoruz. ” Milliyetçilik adına halklar birbirini boğazlıyor. Filistin İsrail çatışması bir türlü sona ermiyor. Yine Yugoslavya ve Irak örnekleri yaşandı, yaşanıyor. Menfaatleri uğruna halkları çatıştırıyorlar.”

Benzer bir şey ise bilim için belirtiyoruz. Bilime karşı olunmaz ancak bilim adına insanlık katlediliyorsa, bilim adına insanlığın tüm ahlaki değerleri tarumar ediliyorsa orada bilim yerine bilimcilikten söz ettiğimiz rahatlıkla anlaşılırdır. “Bilimcilik de çok tehlikelidir. Bilim adına hareket ettiklerini söyleyenlerin yarattıkları tehlikeler ve sonuçlar ortadadır. Bu gidişle dünyanın yok olması için büyük sınıf savaşlarına gerek kalmayacak. Dünyada bilim adına yapılan tahribatlarla dünyanın daha ne kadar yaşayacağı da artık belli değil. On yıl sonra ne tür devasa sorunlarla karşılaşacağımızı bilim adamları bile bilmiyor.”

Ve tabi bir de cinsiyetçilik vardır. Cinsler arası ilişkilerin aynı eski günlerdeki gibi düzenlenmesi yaşamın doğası gereğidir. Ancak adeta insanın bu doğuştan doğal olan duruşunu tersyüz ederek tümden eril bir yaşama bu doğal olanı peşkeş çekerek içini boşaltma, yaşamın iktidarcı bakışıyla her şeye eril olan cinsiyetçi bakışla bakış özü itibariyle bir sapmadır. Ki bu da oldukça tehlikelidir. “Cinsiyetçilik adına kadın zorla bağımlı hale getiriliyor. Kadına zorla sahip olmakla iktidar olunmaya çalışılıyor. Cinsiyetçilik bir çeşit milliyetçiliktir ve en az milliyetçilik kadar tehlikelidir. Günümüzde kadın artık bir reklam objesi, bir et parçası gibi sunuluyor topluma. Kadın iktidarın nesnesi haline getiriliyor. Cinsiyetçilik ideolojisi ile kadın tamamen tahakküm altına alınıyor.”

Bu dört tehlikeli bakışın içerisinde ele almak istediğimiz milliyetçiliktir. Ve belki de en tehlikeli olan bakışlardan birisi de bu bakıştır. Özünde insan tabiatına aykırı olan, belki de hiç olmayanın olur yaparak halkları birbirine kırdırmanın en tehlikeli aracı milliyetçilik bakışıdır. .

Milliyetçilik kelimesini başka dillere çevirecek olursak herhalde karşılığı Nationalizm olur. Nationalizm dediğimizde Türk milliyetçiliği hemen şaha kalkıyor ve “hop diyor biz nationalist değiliz” diyorlar.

Halbuki dediğimiz gibi Nationalizm milliyetçiliktir. Milliyetçilik ise tanım olarak kendisinin ait olduğu milliyeti başka milliyetlerden daha ileri, daha onurlu, daha seçkin görme yaklaşımıdır. Niyet ne olursa olsun, milliyetçilik her halükarda başka halkları küçümsemedir. Hor görmedir. Dıştalamadır. Ötekileştirmedir. Bir kendisini dünyanın merkezine koymadır. Kendini özel görmedir. Kendini özel hissetmedir.

Bu şekilde milliyetçiliği sıralayıp gidebiliriz. Dediğimiz gibi milliyetçilik yukarıda dile gelenler ışığında bile oldukça tehlikeli bir bakış hatta bu yaşam biçimine dönüşmüş ise oldukça tehlikeli bir yaşam duruşunu ifade eder.

Milliyetçilik bu bağlamda gerçekten hastalıklı bir ruhsal duruştur.

Devam edecektir

Kasim Engin