• Zal Şengal Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
  • Girê Sor Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz
  • Avaşîn Direnişinin Öncü Militanlarından Baz Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
 
 

Malpera Fermî ya Şehîdan

PKK İnternet Sitesi

PAJK İnternet Sitesi

Gerilla TV

YJASTAR Sitesi

 

Dağlar Konuşsun demişti büyük komutanımız Serbest Kıçi yoldaşımız.

Dağlarda en iyi konuşan Serbest Kıçi yoldaşımız, 1986 yılında gerillaya gelmiş ve uzun yıllarda en sert mücadele sahalarında kalarak 2006 yılında bir yoldaşı ile birlikte şahadete kavuşmuştu. Çok fazla okul okumamış olsa da Serbest yoldaşımız uzun yılların verdiği deneyim ve tecrübeye dayalı olarak yazım çalışmaları yürütüyordu.

Ben Serbest Kıçi yoldaşı 1990 yılında Ortadoğu’da Beka Vadisi diye bilinen Mahsum Korkmaz Akademisi’nde tanımıştım. Bir müddet birlikte kalmıştık. Daha sonraları ayrılacaktık. O yine eski mekanı Botan’a oradan da Garzan’a geçmişti. Dağlar Konuşsun roman çalışması Botan’dan Garzan’a gidişi ve orada yürütülen pratiğe anlatıyor. Tarihimizin önemli bir kesitini anlatıyor. Gerillayı anlatıyor. Gerillanın tüm zorluklara inat direnişini anlatıyor. Yaşam kavgasını işliyor. Hani var ya ‘Yaşam bir Kavgadır’ diye aynen öyle. Gerillada yaşam gerçekten anı anına bir kavgadır. Bu kavgayı anlatıyor. Kavganın zorluklarıyla birlikte bir halkın yeniden nasıl yaratıldığını anlatıyor. Ve de şişeden çıkmış cinleri anlatıyor. İnadına bir halkı tümden şişeden çıkarmaya ant içmişlerin kavgasını anlatıyor. Romanına DAĞLAR KONUŞSUN ismini vermiş büyük komutanımız. Ve doludizgin romanda Dağlar konuşuyor.

Serbest Kıçi yoldaşla yıllar sonra yine karşılaştık. Çok birlikte kalmadık, geçiş hatlarında, yol yürüyüşlerinde görüştük, yer yer geçmişi konuşabildik. Ta ki 2002 yılına kadar. 2002 yılında birlikte kalacaktık. Aynı Taburda birlikte, ortak çalışma yürütecektik.

Dağlar Konuşsun romanını bu süreçte kaleme almıştı. O zaman romanın ismi yoktu. Anılarını kaleme almasını arkadaşlar istemişti. O da yazıyordu. Hem komutanlık yapıyor, hem kendi gücünü eğitiyor, hem yapısıyla ilgileniyor hem de edebiyat çalışmalarıyla uğraşıyordu. Çok okul okumadığını kısmen biliyordum, ancak çok güçlü soyutlamalar yaparak, betimlemelerle, imgelerle tarihe not düştüğünü bilmiyordum. Bunu da bu yıllarda görecektim, öğrenecektim. Eğitimlerde tarihle bugünü en derin ve anlamlı kıyaslamaları, paralellikleri, benzetmeleri, dersleri o çıkararak yapıyordu. Yine Türkçeden yazıları Kürtçeye çeviren oydu. Hem de en güzel Botan Kürtçesiyle.

Sonraları yine ayrılacaktık. O önce Mahsum Korkmaz Akademisi’nde eğitim görecek ardından da Botan’a onun en hakim olduğu bir nevi onun mekânı olan Gabar’a gidecekti. O Gabar alanında yıllarca kaldıktan sonra ben onunla Lübnan’da tanışmıştım. Ve O işte yine o alana gitmişti. Tabur komutanı olarak gitmişti. Çok erken bir şekilde dediğim gibi bir yoldaşıyla şehit düşmüştü. Ben şahadetini duyduğumda, oldukça üzülmüştüm. Yılların bir efsanesi gitmişti, aramızdan ayrılmıştı. Bizden kopmuştu.

Şahadetinden bir müddet sonra 2002 yılında birlikte kaldığımız süreçlerde kaleme aldığı roman çalışmasını bitirmiş, gözden geçirilmesi için arkadaşlara vererek o Gabar’a yönelmiş. İşte o roman çalışması DAĞLAR KONUŞSUN adı altında şimdi dağda gerilla ortamında basılmış ve okunuyor. Ve öyle görülüyor ki çok büyük bir içtenlikle tartışılarak okunacaktır.

Bir halkın yaratılış destanına ışık tutması açısından tarihi değerde bir çalışma olduğu için doğalında ilgi görecektir. Ancak daha büyük ilgiyi yazılarının tümünün gerçek olmasının bilinmesiyle oluşacaktır.

Bir anı romanıdır. Gerillada anı romanları herkesin bildiği roman tarzında güçlü bir edebi dille gerektiğinde abartarak anlatımlara yer verilmez. Gerillanın anı romanları olup biten neyse öyle anlatılır. Belki gerilla ortamını tanımayanlar bilmez ama gerillada en az kabul gören yaptığın bir işi abartarak anlatmandır. Gerilla ortamında kabul gören ve istenen, ne olmuşsa onun sade ve yalın bir dille dile getirilişidir. Gerilla gösterişi sevmez. Fazlalığı kabul etmez. Yalandan, abartıdan ezoptan kaçar. Olacaksa sade ve arı olacak. Hani var ya GERÇEKLER ÇIPLAK OLMAYI SEVER yaşam ilkesi, aynen öyle olacak.

İşte Serbest Kıçi yoldaşımız romanını böyle sade yazmış. Olduğu gibi yazmış. Neyse bir damla katmadan anlatmış. Gerillayı kaleme dökmüş. Gerilla kaleme dökülürken abartılmasına ihtiyaç duymaz. Çünkü gerillanın yaşamı öyle sıra dışıdır ki tüm betimleri aşan bir sıra dışılıktır.

Herkesin kendisini zorlayarak anlatmaya çalıştığı zorlukları gerilla günlük olarak yaşıyor. Herkesin en güçlü dille dile getirmeye çalıştığı fedakârlık ve özveri gerillanın olağan yaşam akışıdır. Herkesin birisi için canına tehlikeye atması dillere destanlaştırarak getirilirken gerilla ölümlerin imbiğinde günlük olarak kendi halkı için geçiyor. Herkesin yeni yaratılışları olağanüstü yazımlarla, şiirlerle, türkülerle ele almasını gerilla gülerek geçer. Çünkü gerilla Ape Musa’mızın deyimiyle ‘sıfırın altından’ yok oluşu yaşayan bir halkı alıp bugün milyonlaşan ve halkların arenasında onurlu yerini almasına rağmen kendisine çok özel paylar çıkarmaz. Buna ihtiyaç duymaz. Ve herkesin gösterdiği en küçük cesaret gösterilerini yıllarca anlata anlata bitiremediği durumlara da gerilla gülüp geçer. Çünkü gerilla günlük olarak birkaç yoldaşıyla birlikte dünyanın milyonluk en faşizan ordusuna kafa tutar. Hatta tüm emperyal güçlere karşı başkaldırış içerisindedir.

Evet, Dağlar Konuşsun diyor Serbest Kıçi yoldaşımız. Dağların niçin konuşması gerektiğini de çok güçlü bir şekilde yaşananlardan yola çıkarak anlatıyor.

Kasım Engin