• Zal Şengal Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
  • Girê Sor Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz
  • Avaşîn Direnişinin Öncü Militanlarından Baz Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
 
 

Malpera Fermî ya Şehîdan

PKK İnternet Sitesi

PAJK İnternet Sitesi

Gerilla TV

YJASTAR Sitesi

 

alevilik sistemBir önceki yazımızın girişinde: “Kemalizmin en büyük marifeti herhalde muhalif olabilecek tüm kesimleri birbirinden izole ederek, ayırarak, hatta karşı karşıya getirerek etkisiz hale getirmesidir” demiştik.

Evet, kemalizmin herhalde en büyük başarısı birlikte hareket edebilecekleri birbirinden kopartarak, hatta çoğu zaman düşman hale getirerek kendisinin yapmak istediklerinin payandası haline getirmesini bilmesidir. Öyle ki Kemalizm bir dönem kesinlikle ileride tasfiye edecekleri bireyleri, toplumsal kesimleri mutlaka yanına almış ve onlarla ortak hareket etmiştir. Tarihi belgelere bakılsın Kemalist rejim kesinlikle daha sonra tasfiye ettikleri toplumsal kesimlerle ortak çalışmıştır. Hatta Bitlis’te görüldüğü gibi ellerini bile öpmüştür.

Zıtları ve karşıtlarıyla bile ortak çalışma, ancak belli bir güç elde ettikten sonra bunları tasfiye etme tam bir Kemalist politikadır. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi farklı kesimleri de birbirine karşı kırdırarak kullanılan kirli bir politikadır bu.

Kemalizm bu bağlamda tam bir taktik ustalığıdır. Kimi aydın kemalizmin bu yeteneklerinden dolayı çoğu zaman Kemalist ideolojinin olmadığını bile söylemektedir. İdeoloji sonuç itibariyle; derli toplu düşüncelerin bir toplumsal kesim için sistemli hale getirilmesi ise gerçekten Kemalizm bir ideoloji değildir. Çok ileri düzeyde pragmatist, çıkarcı, çok yamalı bir bohça gibi duran söylemler salatasıdır. Pratik becerilerde taktik ustalıktır. Pratik yetenek ve zekadır.

Kemalizm bu yeteneğinden dolayı dost olabilecek, bir araya gelebilecek, ortak hareket edebilecek birçok farklı kesimleri parçalamış ve ardından da birbirine düşman kılmasını bilmiştir. Bir kere düşmanlık tohumları ekildikten sonra, parçalanma yaşandıktan sonra tüm kesimler doğalında bir zayıflanmayı, dağılmayı, bölünmeyi yani güç kaybını yaşadıkları için öne güç olarak çıkan Kemalizm olmaktadır. Başkalarının zayıflığından yararlanarak güç olmak elbette bir erdemlilik değildir. Ahlaki olarak ele alacak olursak bir marifette değildir. Kemalizmin bunun için ahlaki değerlerden yoksun olduğu boşuna söylenmiyor.

Kemalizm bu kirli ayak oyunlarıyla Türkiye toplumlarını zayıf düşürerek, birbirine kırdırarak, birbirine düşman hale getirerek ve tabii birde her seferinde bir kesimi yanına çekerek kendisini güç haline getirmiş ve toplumları kendisine tam itaat eder hale getirmiştir. Öyle ki Kemalizmi laf atmak neredeyse insanlığa laf atmak gibi oldukça irrasyonel bir durum ortaya çıkarmıştır.

Kemalizmin diğer çok önemli bir marifeti ise -belki de en büyük marifeti demek daha yerinde olacaktır- tasfiye ettikleri güçleri kendisine benzer hale getirmesidir. Öyle ki Kemalizm uzun bir tarihi süreç içerisinde herkesi ama herkesi kendisine benzer hale getirmiştir. Söylemler farklı olsa da uygulama safhasında zihniyet tümden Kemalist bir zihniyet olarak her zaman yeniden karşınıza çıkar.

Solcu olabilirsiniz ama zihniyet yapınız Kemalist olduktan sonra uygulamalarınız Kemalizmi aşmaz, tersine Kemalizmi bizatihi yaşatan can simidi olursunuz.

Dindar olabilirsiniz hatta İslam kardeşliği, ümmet diye bilirsiniz ancak Kemalizm öyle bir sistemdir ki kendi karşıtlarını kendisine benzettiği için en değme dindar bile tam bir Türk milliyetçisi olabilir. Hatta milliyetçi olması onu rahatsız etmez. Fetullah da görüldüğü gibi milliyetçiliği olmazsa olmaz kabilinde bir var oluş gerekçesi sayar.  Yine, devletçidir. Tekçidir. Camilerde devletin propagandasını yapmaktan sakınca duymaz. Başka halkları küçük görmeyi yani hor görmeyi tuhaf karşılamaz. Başka halkların haklarını yok sayabilir. Başka halkların dillerinin yasak edilmesine bırakalım sessiz kalmayı bizatihi kendisi destekleyebilir. Halbuki bu kişiler dindardır. Ümmetçidir. Ümmet ise kesinlikle milliyetçilik karşıtı bir duruş ve bakıştır. Daha fazla toplumsallık ve hoşgörüdür. Ancak Kemalizm, işte en değme ümmetçiyi böyle şoven ve ırkçı hale getirmesini bilen bir sistemdir.

Biz Kemalizme dönük söyleyeceklerimizi böyle sıralayabiliriz. Kemalizmin Alevilere dönük politikalarını da böyle tek tek ele alabiliriz. Özelde Dersim katliamını yapan bir kirli sisteme nasıl olur da Alevilere halen bugün bile destek verebilirler(?) diye de sorular yöneltebiliriz. Alevilik gibi hoşgörü kültürü olan bir kültür nasıl olurda tekçi bir zihniyete sahip, ırkçı, milliyetçi, hoşgörüden uzak, hatta halkları yok edilmesinde en değme faşiste taş çıkartacak olan böylesine bir insanlık karşıtı yapıya sıcak baka bilerler?

Ve tabii nasıl olurlarda halen kemalizmin en iyi temsilcisi olduklarını söyleyen CHP’ye yakın durabilirler?

Kürt, alevi birisinin CHP’nin başında bulunmasına rağmen nasıl olurda halen Dersim’e Tunceli diyenlere yakın ve destekler konumda olabilir?

Evet, biz böyle çok sayıda soruları sıralayıp çoğaltabiliriz. Bu konu birkaç makalenin konusu olmadığı gibi kendi başına devasa bir araştırma sahası olduğu için de devasa araştırmalar yaparakta söylenmesi gerekenleri söyleyebilir.

Ancak biz Kemalizminden bu kadar yemiş, neredeyse katledilişleri sevap sayılmış olan alevi katliamlarından Alevilerin ders çıkarmadığına hayretlerle bakıyoruz. Hayretlerle izliyoruz.

Dün kemalizmin Alevilere uyguladığı taktikleri bugün yeşil Türkçü faşistler uyguluyor. Dün Kızılelmacılar bugün ise Yeşil Türkçüler, Alevileri kendi arsenallarının iyi birer mermisi yapmak için çok uğraşıyorlar.

Kemalistler önceleri 1919 yılında nasıl ki Hacı Bektaş tekkelerine giderek kendilerine bir yer açmışlarsa ve nasıl ki ardından da bu tekkenin en saygın ismi olan Cemalettin Efendi’nin eliyle Dersimi yanına alıp ileride gelişecek olan direnişlerde onları tarafsız bırakarak pasifize edip, tüm muhalifler tasfiye edildikten sonra bu kez Alevileri tasfiye etmişlerse, aynı yol ve yöntemlerle belki de daha inceltilmiş haliyle bugün Akepe Alevileri yanına almaya çalışıyor. Yanına almaya çalışması Aleviliğe olan sevdalarından değildir. Ali sevdası hiç değildir. Yine Alevilerini yanlarına alma istemleri gerçekten Alevileri yanlarına almak için değildir. Peki ya niçin o kadar alevi söylemi kullanıyorlar diye sorabiliriz?

Akepe aynen Kemalizmin Türkiye kuruluşunda yaptığı gibi, kendi iktidarını sağlama almak için öncelikli olarak nasıl ki başka kesimleri tarafsız tutabilmek için özel söylemler ve vaatlerde bulunmuş ise, aynısını Akepe bu kez Alevilere öncelikli olarak 2007 yılında özel el atmıştır. O gün bugündür Alevileri kandırarak, oyalayarak ve çeşitli vaatlerde bulunarak gerçekten de tarafsız tutmasını bilmiştir. Hatta kimi sözde Alevi'yi yanına almasını da bilmiştir. 2007 yılında Reha Çamuroğlu gibilerin eliyle Akepeliler Muarem ayı anmalarına getirilerek Alevilerin içine bir zehirli hançer gibi girmişlerdir. Yine çeşitli çalıştaylar aracılığıyla bolca etkisiz hale getirilerek, özgürlük mücadelesinden ve de demokratik cepheden uzak durmasını sağlamayı da başarmışlardır.

Özcesi Alevilerde umut yaratarak en azından kendilerine karşı tarafsız hale gelmesini başarmışlardır. Ancak Akepe’nin asıl alevi politikası ne zaman ki Akepe tümden devlete sahip olduğu açığa çıkmıştır.

Cem evine ucube demeler, dedeleri din adamı görmemeler, cem evini ibadet hane görmemeler, din eğitiminde Alevilerin kendilerini nasıl tanımladıklarına karşı durmalar derken adeta bir alevi karşıtlığı, esasta Akepe denilen yapının devlete sahip olmasıyla gün yüzüne çıkmıştır.

Dikkat edilirse kemalizmin yaptığını bu kez yeşil Türkçüler 90 yıl sonra aynen yeniden Alevilere uygulamışlardır. 90 yıl önce nasıl ki Mustafa Kemal Cemalettin Efendi’nin yanına giderek Seyit Rızaları etkisiz ve tarafsız kılmış ise tam 90 yıl sonra bu kez Akepeliler benzer kişiliklerinin eliyle özgürlük hareketiyle birleşmesinin önünü almasını bilmişlerdir.

Tarihte biz biliyoruz ki Seyit Rıza’nın Şeyh Sait’e yardım etmemesi aynı zamanda Dersim’e katliamın kapısını açmıştır. Ve 90 yıl boyunca Alevilerin baskılanmasını beraberinde getirmiştir.

Benzer bir durumu aleviler yaşamak istemiyorlarsa tarihte yaşananlarda dersler alarak, dersler çıkararak bu kez dindar Kemalistlerin oyununa gelmeden, özgürlük hareketiyle yine Türkiye’deki tüm sol, sosyalist, demokrat ve farklı muhalif çevrelerle bir araya gelerek dört dörtlük kendisini örgütleyen, daha da örgütleyecek olan Yeşil Türkçü Faşizme karşı durmak en çokta Alevilerin üstlenmesi gerekli olan bir görevdir. (Bitti)

Kasım Engin