• Zal Şengal Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
  • Girê Sor Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz
  • Avaşîn Direnişinin Öncü Militanlarından Baz Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
 
 

Malpera Fermî ya Şehîdan

PKK İnternet Sitesi

PAJK İnternet Sitesi

Gerilla TV

YJASTAR Sitesi

 

alevilik2Kemalizmin en büyük marifeti herhalde muhalif olabilecek tüm kesimleri birbirinden izole ederek, ayırarak, hatta karşı karşıya getirerek etkisiz hale getirmesidir.

Kemalizm Türkiye’nin kuruluşuyla birlikte Kürtleri yanına almasını bildi. Hatta dindar kesimleri de yanına almasını bildi.

Kemalizm hedef tahtasına ilk olarak solcuları, sosyalistleri ve komünistleri koydu. Mustafa Suphilerin Karadeniz’de 15 yoldaşıyla birlikte balıklara yem edilmesi esasta sol, sosyalist ve komünistlere karşı çok sistematik ve sistematik olduğu kadar da başarılı bir tasfiye planı ve planlanması olmuştur.

Ardından Kemalizm dindarları hedeflemiş, halbuki ulusal kurtuluş sürecinde Atatürk’ün ne kadar Allah ve Kuran vurgulu konuşma yaptığını şimdi biz arşiv belgelerinde görebiliyoruz. Ancak ne zaman ki işi onlarla bitmiş ise onları da hedefleyerek tasfiye etmiştir. Latin alfabesine geçiş öyle sanıldığı gibi ileriye atılmış büyük bir adımdan ziyade binlerce İslam aydınının yok edilmesidir. Bir kültür kıyımıdır desek yanlış olmayacaktır.

Yine daha sonra sıra Kürtlere gelmiştir. Ve Kürtlere yönelimi herkes biraz Şeyh Saitle başlatsa da ben daha çok Sevr’de Kürtlere ve Ermenilere yedirilen komployla başlatıldığını söylemek istiyorum. Sevr’de Kürdistan ve Ermenistan ama arada birkaç yıl sonra Lozan’da Kürtler ve Ermeniler yok sayılmışlar ve 1926 yılında Ankara’da Kürdistan resmi olarak dört parçaya bölünmüştür. İşte tüm bu ara süreçlerde Kürtlerin hedeflenmesinin planlaması ve projesi çıkarılmış ve Şeyh Sait direnişi böyle gündemleşmiş ve adım adım Kürtler dıştalanmış ve tasfiye edilmişlerdir.

Birkaç yıl sonra sıra Alevilere gelmiştir. Kürt isyanlarında ve dindar kesimlerin tasfiyesine sesini çıkarmayan aleviler yıl 1937’i olduğunda ve Kürt Alevilerin katliamı başladığında onlar için ses çıkaracak, onlar için bir söz söyleyecek kimse kalmamıştı.

Evet, Kemalizm böyle faşizanca, planla, programla tüm muhalif olabilecekleri bir bir tasfiye ederek iktidarını 2000’li yıllara kadar getirebildi.

Tabii bu arada katledilen Alevilere el atılmıştır. Okullarda Türkçe öğretilmiştir. Birde katliamların verdikleri korkularda eklenince yapılan ilk iş TC Kemalist rejimine eklenmektir. Bunun için kemalizmi kuran ve Kürt düşmanlığı yapan CHP’ye binlerce alevi hep destek sunmuşlardır. Vur, kır, el uzat ve kendine bağlayarak kendi adamın yap. Taktik bu kadar basittir.

İşte 2000’li yıllara geldiğimizde bu kez iktidara Kızılelmacı Kemalistler yerine muhafazakar olarak bilinen Yeşil Türkçü Kemalistler gelmiştir. Kemalizmi sadece Mustafa Kemal olarak ele almamak gerekir. Kemalizmi halkların düşmanlığı, tek renkliliği, tekçiliği, hoşgörüsüzlüğü ve de kendinden razı olan bir zihniyet olarak ele alır isek o zaman bu Akepelerin tamda birer Kemalist olduklarını görmemek tek kelimeyle siyasi körlük olur.

Akepe 2002 yılından iktidara geldikten sonra adım adım kendisine muhalif olabilecekleri tek tek tasfiye etmiştir. En güzel söylemleri kullanarak tam bir mağdur edebiyatıyla insanları etkilemesini bilmişlerdir.

Dikkat edersek aynı Kızılelmacı Kemalistler gibi. Ne kadar muhalif güç varsa onlarla ilişkilenerek ama ardından da tek tek tasfiye ederek yollarını çizmişlerdir. Akepe adım adım devleti ele geçirdikçe, vaatlerde bulundukları, sözler verdikleri toplumsal kesimleri unutmanın da ötesinde, bunlara kendi yaşam tarzını ve düşünce tarzını dayatmasını da bilmiştir.

Dikkat edilirse Alevilere 2007 yılında el atmaya başladı. Önce cem evi olabilir dediler. Sonra din dersi kitaplarında alevi inancına yer verilecektir dediler. Muarem ayında sözde bazı aleviler Akepe’nin bazı bakanlarını davet ettiler. Ve böylece Akepe bir hançer gibi Alevilerin göğsüne engelsiz bir şekilde girmeye başladı. Boşuna Dersim’de bu kadar oy almadı Akepe. Yine birçok alevi çevrelerinden boşuna oy almadılar.

Evet, Akepe en güzel sözleri nasıl ki Kürtlere, Romenlere, Ermenilere, Kıbrıslılara, Suriyelilere ve tabii Hıristiyan azınlıklara, aydınlara, sanatçılara, gazetecilere derken, eğitimcilere, tıpçılara ve toplumun neredeyse tüm kesimlerine sosyalistlerden daha öteye bir dil kullanarak herkesten, hepsinden beklentiler yaratarak muhalif olmalarının önünü almasını bilmişlerdir. Muhalifler, muhalefet olmayınca rahat rahat hedeflediklerini birer birer düşürdüler. Düşürdükçe de 12 Eylül’de kalma faşist anayasanın üstüne oturarak bu kez kendi yeşil Türkçü faşist sistemlerini kurmaya başladılar. Ve öyle görülüyor ki bu devletin ele geçirmedikleri bir yerini bırakmadılar. Ve bir kez boğaz aşılmıştır. Bir kez tümsek ya da sırt aşılmıştır artık kimseye ihtiyaç kalmamıştır.

Öyleyse yıllar yılı toplumun farklı kesimlerini etkisiz, refleksiz bırakmak için dile getirdikleri en güzel sözlerin de sonuna gelmişlerdir. Artık toplumsal kesimleri güzel sözleri sarf ederek kazanma ihtiyaçları ya da tarafsız kılma ihtiyaçları kalmamıştır. Çünkü devlet Akepe’dir, Akepe’de devlettir.

Böyle olunca cem evi tartışması askıya alınmıştır. Cem evi ibadet hane değildir. İbadet hane sadece ve sadece camidir. Diyanet bunu böyle söylüyor. Yine dede diye ibadet verecek, dini inancı yayan alevi önderleri yoktur. Çünkü diyanet diyor ki İslam’da sadece müftüler ve hocalar vardır. Ve tabii birde cem evi ibadet gah olmadığı için oraya su da verilmez, ihtiyaçları da karşılanmaz ve yıkılması gerekir. Ve yine tabi ki alevi inancı ve ibadet biçimi İslam’a göre ters olur. Ters olana ise yönelmek, ortada kaldırmak, etkisiz kılmak her dindar olanın bir görevidir.

Evet, Akepe’nin stratejisine bir bir aleviler kanmış, bir bir Akepe’nin yedeğini düşerek Aleviliğin o meşhur “zalimlere karşı mazlumların yanında ol” ilkesi çiğnenmiştir.

Dün yani 2007 yılında Akepe ile kol kola gezen, muarem ayında Akepeleri birer hançer gibi davet edenler şimdilerde çokça dizlerine vursalar da, atını alan Üsküdar’ı geçmiştir misali çoktan kendisini sağlama alarak yapacağını yapmışlardır. İşte bir kez bu gedik aşıldıktan sonra Adıyamanlarda olup bitenler çocuk işi denilerek savsaklanır, Malatya’da olup bitenlere ise bireysel bir yaklaşım diyerek göz yumulur.

Devam edecek

Kasım Engin