• Zal Şengal Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
  • Girê Sor Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz
  • Avaşîn Direnişinin Öncü Militanlarından Baz Yoldaşımız Şehadete Ulaşmıştır
 
 

Malpera Fermî ya Şehîdan

PKK İnternet Sitesi

PAJK İnternet Sitesi

Gerilla TV

YJASTAR Sitesi

 

avilere ozgurlukSon zamanlarda Aleviler yeniden gündemdedirler. Uzun bir süre AKP hükümeti nasıl ki Kürtleri, Ermenileri, Arapları, Hıristiyanları ve tabii birde birçok demokrat, liberal aydını oyalayarak kandırmış ise aynı şekilde Alevileri de çokça kandırmasını bilmiştir.

Hatırlayanlar bilir ne kadar Alevi çalıştayı yapıldı. Bu çalıştaylarda güya AKP Alevilerin istemlerine olumlu yaklaşarak bir Alevi açılımı yapacaktı. Bir aralar açılım adı altında birçok demokratik adım atılıyor sanrısı yaratılmıştı. Hiçbir karşılığı olmayan sanal bu adımların tek tek birer kandırma ve taktik adımlar olduğunu, hatta bir dönemi kurtarmanın adımlarını olduğunu yukarıda sıraladığımız kesimler ve başkaları da gördüler. Bunun için hayal kırıklıkları, kırgınlıkları yaşanmaya başlandı.

Halbuki hayal kırıklıklara, kırgınlıklara hiç ihtiyaç yoktu. Neo faşist bir zihniyetin yapacağı buydu. O yıllarda Alevilerin kutsal Muharrem aylarına en koyu faşist zihniyetleriyle AKP’lileri davet ederek onları toplum içerisinde güç yapanlar, güç olmalarına destek verenleri hesap vermeye çağırmak en doğru olan yaklaşımdır.  Haramzadeleri Hz. Hüseyinleri anma etkinlerine getirenlere, getirerek Alevi oylarını onlara peşkeş çekenlere gerçekten de hesap sormak en doğru yaklaşım olacaktır. Kimse Çamuroğlu ve benzerlerini unutmadı. Unutmadı, unutmazda çünkü böyleleri AKP’lileri Türkiye halklarının başına bela edenlerdir aynı zamanda.

Eğer bugün halen Türkiye’de birileri “Cemevi ibadet yeri olamaz” diyebiliyorsa haramzadelere böyle pirim verenlerden kaynaklıdır.

Bunun için diyoruz ki öncelikli olarak Alevileri Yezitlere peşkeş çeken zihniyete karşı durmanın zamanıdır. Yine yeniden Alevilik kökleriyle buluşmanın zamanıdır.

Yıllar önce Kürt halk önderliğinin Alevi ve Alevi direnişçiliği üzerine söylediklerini buraya alarak hem kendi yaklaşımımızı ortaya koymak, hem de haramzadeleri Alevilerin içine sokmak için çabalayan, uğraşan kişilikleri ortaya koymak istiyoruz.

“Kürdistan Aleviliği veya Kürt Alevilerinin, Kürdistan diye bir sorunu var mıdır konusunu tartışırsanız, birazcık Alevilik geleneğine bağlı olan birsi varsa, bundan sonra bu sorunu çok daha amansız ve son derece etkileyici bir biçimde rahatlıkla kabul eder. Ve hatta öncü rol oynar. Şimdi Türk Aleviliği, Anadolu Aleviliği söz konusu olduğunda bu konuda da hiçbir çatışma olamaz. Bunu bu gün, bu kesimlerin içinden hızla saflarımıza gelenlerin de niteliğinden anlamaktayız. İbrahim Kaypakkaya Çorum Alevi’sidir, ama Dersim’de eylem organizesini yaptı. Hatta Kürdistan devrimini ve Kürt milli meselelerini Kaypakkaya en çok işleme gereğini, belki de en ileri düzeyde duydu. Bu tesadüf değildir. O, en iyi Anadolu Alevi’sidir. Benim bilebildiğim, günümüzün en büyük direnen, işte ‘ser verip sır vermeyen’, en direngen diye tabir edilen bir kişiliktir. O, Kürdistan meselesini işledi. Cumhuriyette hiç kimsenin cesaret edemeyeceği kadar işledi.

O zaman bu neyi gösteriyor? Her kim ki, “Kürt sorunu, Kürdistan sorunu Alevileri ilgilendiremez” veya “Türk Alevileri buna karşı” diyorsa o, en büyük yalanı söylüyor demektir. Hiç kimse, İbrahim Kaypakkaya gibi ne Alevi geleneğine bağlıdır, ne ondan gelir, ne de onun kadar bilinçlidir. Buna benzer bildiğimiz birçok direnişçi var. Kürdistan’ı esas alıyorlar, Kürdistan’a geliyorlar. Demek ki; Türkiye Anadolu Aleviliğinin de, Kürdistan ve Kürt sorununa doğru yaklaşmaya oldukça ihtiyaçları var. Çünkü kurtuluşları orayla bağlantılıdır. Tarih boyunca bu böyle olduğu gibi, günümüzde de bu kesim böyledir. Nitekim günümüzde birçok Anadolu Türkmen Aleviliği epeyce saflarımıza doğru geliyorlar…

Dolayısıyla biz, Anadolu Aleviliğini kendi doğal bir müttefikimiz olarak değerlendiriyoruz. Kürt Aleviliği ise; bundan sonra bu sorunla daha derin uğraşmak zorunda. Burada söz konusu olan; “Aleviliğin pek fazla ulusallığı yoktur” deniliyor. Hayır, hem Kürt Aleviliğinin çok önemli bir ulusal sorunu vardır, hem de Anadolu ve Türkmen Alevi’sinin çok önemli bir ulusal sorunu vardır. Örneğin söylediğim gibi, katliama en çok uğrayan Kürt Aleviliğidir, yine Türkiye’de de baskılara en çok başkaldıran Alevi kökenlilerdir ve onlar da ulusal sorunla en fazla ilgilenen kesimdir.

Propaganda ile Kürt ve Türk Aleviler arasında çelişkiler çıkarılamaz. Anadolu’daki ile Kürdistan’daki Aleviler arasındaki köprüler çok rahatlıkla kurulabilir. Ulusal farklılıkları bir engel değil, tam tersine birbirlerini güçlendiren, yani birbirlerine müttefik olma gibi bir konuma hizmet ederler. Yeter ki bunu doğru işlemesini bilelim.

Tarihte de böyle örnekler var. Baba İshak Adıyaman’dan girdi, Çorum ve Tokat’tan çıktı. Aynı rejim tarafından Amasya’da derisi yüzüldü. İbrahim Kaypakkaya Çorum’dan çıktı, Dersim’de büyük eylemini koydu, Diyarbakır’da ser verip sır vermedi, en büyük eylemi orda koydu ve şahadete ulaştı. Aleviliğin özü, tarihsel gelişmesi budur ve devrimci tarzı da bu biçimdedir.

Ve kimsenin kem gözlerle veya sahtekarca tavırlarla, ne Alevilik adına, ne Türklük adına, ne de Kürtlük adına bunu zedelemeye ne hakkı vardır, ne de buna fırsat veririz. Büyük değerlere sadece büyük bağlı kalmak görevi onların ardıllarına düşer.”

Evet, “büyük değerlere sadece bağlı kalmak görevi onların ardıllarına düşer” yani bizlere düşer. Bize düşecek olan ise öncelikli olarak Alevileri ve Aleviliği haramzadelere peşkeş çekenlere karşı durmak olacaktır. Ve tabii ki birde belki de daha da önemli bir görev olarak AKP gibi faşist Pan İslamist zihniyetlere ve onların temsilcilere karşı durmak olacaktır. Ve aynı zamanda Alevi inanç değerlerine karşı bu kadar pervasızca saldıranlara; ezilenler, horlananlar, ötekileştirilenler olarak birleşerek, ortaklaşarak karşı çıkmasını bilmek olacaktır.

Engin Sincer